Paylaşmanın Kısa Tarihi.



Paylaşmak...Günümüzün dinamik dünyasında artık rutin bir eylem olmasına karşın, gözden kaçırdığımız önemi, evrim açısından öylesine büyüktür ki, biz gün içinde gözlemleyemiyor ve doğrudan algılayamıyor olsak bile "hayatta kalma" yetenekleri açısından tarihte hep en önemli rolü oynamıştır ve teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin bu rolü oynamaya devam edecektir, hatta teknoloji ile daha da beslenecek ve seviye atlayacaktır.


İnsanlar da dahil olmak üzere tüm hayvanlar milyon+ yıllık evrim içerisinde "bilgiyi" paylaşarak sürüler halinde yada küçük gruplar şeklinde ayakta kalmayı başarabilmişlerdir. Doğada halen sıkça görülen bu bilgiyi paylaşma durumu farklı türler arasında bile karşılıklı koruma şeklinde önümüze çıkar. Örneğin tehlikeli bir avcının muhtemel saldırısını önlemek için çığırtkan görevi üstelenen hayvanlar, diğer türleri ve kendi grubunu korumak için bağırarak bu hayati bilgiyi çevresi ile paylaşır.


İşte bu basit "çığırtkanlık", hayatta kalma yeteneklerinin en yalınıdır fakat en etkili iletişim araçlarından biridir.


İnsan da bilgiyi paylaşır... Ancak bilginin hayatta kalma ve sonraki nesillere tecrübe olmaktan gelen kutsallığı giderek kaybolmakta çünkü paylaşım artık hayati meseleler haricinde de çok önemsiz konular için bile anlık olarak çok sık bir tekrarda yapılabilmekte. Bu da paylaşmanın kutsallığını ve önemini baltalıyor.


Artık insanlar bir şeyi (buna bilgi dersek bilgiye ayıp etmiş oluruz) paylaşırken, paylaşımının ne kadar kişi tarafından görüleceği, kimlere hitap edeceği, kaç beğeni alacağı gibi hesapların peşinde.


Dersiniz ki ; 5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun sorusuna: "Tüm özel yaşantımı tüm dünyaya yada hedef kitleme açarak, olmadığım bir karaktere bürünerek, arz talep doğrultusunda paylaşımlar yapacağım ve belli bir takipçi sayısına ulaşınca şirketlerin sponsorluğunda paylaşımlarımla çok zengin olacağım" diyecekler neredeyse.


Aynı şekilde "peki çocuğunuz için nasıl bir gelecek hazırlıyorsunuz?" sorusuna da aynı yanıtı verebilirler mi? Kesinlikle hayır. Bu yukarıdaki geneli temsil eden insan profili kendinin tam aksine çocuğunun sanat, müzik, bilim ile ilgilenmesi için ölene kadar aşırı teşvik edici ve zorlayıcı konumda olacak.


İşte paylaşmanın kutsallığı ve önemi de burada çok net şekilde açığa çıkıyor... Çocuklarımız doğrudan iletişim kurmaya ve bilgiyi konuşarak aktarmaya gerek duymadan da bilgiyi sizden kolayca alırlar. Sizin paylaşmak, öğretmek istemediğiniz şeyleri bile gözlem yetenekleri ve aldıkları rol model sayesinde istemsizce öğrenirler. Bu onların beyni için rutin ve basit bir iştir.


Bu bakımdan çocuklarımız ve toplumumuz yakın gelecekte veya şu an, sanat, bilim vs... gibi şeylerle ilgilenmek yerine genç yaşlarda sosyal medyada amaçsızca ön plana çıkmak isteyen kişiler haline dönüştüğünde, bu yazımı mutlaka hatırlayın. Yok eğer dönüşebilir problem yok diyorsanız, günün birinde torunlarımıza da bizim hesap vermek zorunda kalacağımızı tekrar hatırlatırım.


Peki ne mi yapalım? Onu da mı ben söyleyeceğim :D


Sinirlenecekler için : "Tatlı bir yalan söylersen 10 kişi seni alkışlar, acı bir gerçek söylersen 8 kişi sana saldırır ama iki kişi sorgulamaya başlar."


Sevgiler.

Alper

202 görüntüleme